• Evrim Ağacı

Travma Nedir? "Küçük t" ve "Büyük T" Travma Ne Anlama Gelir, Farkları Nelerdir?

Travma Sonrası Toparlanma, Kişiden Kişiye Değişir ve Bir Travma Yaşamak İçin İllâ Yıkıcı Bir Olay Deneyimlemek Gerekmez!



Travma, bir kişinin emniyeti ya da varlığına tehdit oluşturacak şekilde algılanan ve fiziksel, duygusal ve psikolojik stres ya da zarara sebep olan, "travmatik deneyimler" olarak isimlendirilen karşı verilen korkunç olaylara verilen psikolojik ve duygusal yanıtlardır.

Bir başka deyişle, normal insan deneyim aralığının dışında kalan ve bireye göre değişen tepkiler oluşturan olaylardır.


Travma, bir bireyin kontrol hissini ihlal eden ve durumu veya koşulları mevcut gerçekliğine entegre etme kapasitesini azaltabilen, son derece rahatsız edici bir olaydır. Çoğu insan için travma, olay sırasında ve olayın hemen ertesinde deneyimlenir. Ancak pek çok kişi için, travma, örneğin 11 Eylül saldırılarının artetkilerinde veya 17 Ağustos depremi sonrasında gördüğümüz gibi, aylarca, hatta yıllarca yeniden yaşanabilir.


Travmatik olaylara karşı verilen psikolojik ve duygusal tepkiler, yoğun duyguları, kabusları ve anımsamaları, yeme ve uyku rahatsızlıklarını, kokulara ya da ani seslere karşı verilen panik tepkilerini, ilişki sorunlarını, rahatsızlıkları ve fiziksel belirtileri içerir. Deliriyor olduğunuzu hissetseniz de, bunların olağan dışı ve travmatik deneyimlere karşı verilen normal tepkiler olduğunu hatırlamak gerekir.


Bir kişinin travmatik bir olaydan etkilenmesi için, olaya doğrudan maruziyetinin şart olmadığı hakkında da kanıtlar mevcuttur. Araştırmalar göstermektedir ki olumsuz psikolojik ve duygusal etkiler basın maruziyeti aracılığıyla da ortaya çıkabilir. Örneğin, 11 Eylül saldırılarına ait tekrar tekrar yayınlanan televizyon programları ve görselleri milyonlarca insan izledi. 2013’te yapılmış olan bir araştırma gösterdi ki, saldırılara ait basın bültenlerini izleyen insanlar travma sonrası stres ve fiziksel sağlık belirtilerini sonraki yıllar boyunca yaşamıştı.


Büyük T Travmalar ve Küçük t Travmalar


Çoğu insan travma hakkında düşündüğünde; savaşa, çatışmaya, doğal afetlere, fiziksel veya cinsel tacize, terörizme ve felaketle sonuçlanan kazalara maruz kalmış kişileri düşünme eğilimindedir. Evet, bunlar en derin etkilere sahip olan travmalardan bazılarıdır ve kimisi bunlar, dayanılabilecek en yıkıcı deneyimlerdir. Fakat bir kişinin kendisini etkilemesi için, açıkça üzücü bir olay yaşamasına gerek yoktur. Daha küçük veya daha az belirgin olayların birikimi yine de travmatik olabilir. Yani belki "Travmatik" değil ama, "travmatik"... Küçük "t" ile...


Bir durumun bir kişiyi nasıl etkilediği; büyük ölçüde, bireyin geçmiş deneyimleri, inançları, algıları, beklentileri, sıkıntı toleransı düzeyi, değerleri ve ahlakı gibi yatkınlık yaratan faktörlere bağlıdır. Örneğin, savaşta faaliyet gösteren tüm askerlere TSSB (travma sonrası stres bozukluğu) teşhisi konmaz veya tümünde travma sonrası semptomlar gelişmez. Kişinin travma reaksiyonu semptomları geliştirip geliştirmemesi çok sayıda nedene bağlı olabilir; bunlardan bazıları, dikkate değer bir kaçınma olmaksızın deneyimlerini işleme yeteneğine ek olarak, bazıları yukarıda açıklanan yatkınlaştırıcı etkenleri içerir.


Travma sonrası semptomların gelişmesinin hiçbir şekilde psikolojik zayıflık veya doğuştan eksikliğin bir göstergesi olmadığını belirtmek gerekir. Aslında bu zorluklar tipik olarak bireyin kaçınma davranışlarına girmesi nedeniyle gelişir. Bu tür davranışlar, olanları ele almamanın bireyi duygusal acılarından kurtaracağı inancıyla, sıkıntıyı gizlemesiyle oluşur. Başkalarına herhangi bir "zayıflık" veya zorluk ortaya çıkarmamak için kaçınma da devreye girer. Çoğu standarda göre, bu kişiler muhtemelen "iradesi kuvvetli" veya "canı pek" olarak anılacaktır. Bu tür zorlukları deneyimleme ve üstesinden gelme yetenekleri takdir edilecektir. Bireyin çabaları psikolojik sıkıntılarını azaltma ve başkaları için endişe yaratmama umuduyla kasıtlı olsa da literatür, travma tepkileri için en önemli gelişme ve sürdürme faktörünün kaçınma olduğunu açıkça ortaya koymuştur. Yani zor olabilir ama etkili değildir.


DSM-5 (Amerikan Psikiyatri Birliği tarafından yayınlanan Ruhsal Bozuklukların Tanısal ve İstatistiksel El Kitabı), bir TSSB travmasını kişinin yaşamının veya vücut bütünlüğünün tehdit altında olduğu herhangi bir durum olarak tanımlar. Bunlar tipik olarak büyük "T" travmalardır. Çoğunlukla küçük "t" travmalar saf TSSB semptomlarının gelişmesine yol açmazken, bir kişinin bazı travma yanıt semptomları geliştirmesi mümkündür. Başka bir deyişle kişi, artan sıkıntılar ve düşük yaşam kalitesi ile karşılaşabilir.

Küçük "t" Travma Nedir?


Küçük "t" travmalar duygusal işleyişle başa çıkma kapasitemizi aşan ve bozulmaya neden olan olaylardır. Bu üzücü olaylar, doğası gereği yaşamı veya bedensel bütünlüğü tehdit edici değildir, ancak belki de bireyin bir duyguda kalma ve kayda değer bir çaresizlik hissi nedeniyle egoyu tehdit edici olarak daha iyi tanımlanabilir. Bazı örnekler şunları içerir:

  • Kişiler arası çatışma

  • Sadakatsizlik (İhanet)

  • Boşanma

  • Ani veya uzun süreli yer değiştirme

  • Yasal sorun

  • Maddi kaygılar veya zorluk

Küçük "t" travmalar güçlüğü yaşayan birey tarafından gözden kaçırılma eğilimindedir. Bu bazen deneyimi yaygın olarak mantıklı kılmak ve bu nedenle aşırı tepki veya dramatik olarak yorumlanabilecek herhangi bir reaksiyon için bilişsel olarak kendini utandırma eğiliminden kaynaklanır. Bu tepki, çok daha az belirgin bir biçimde de olsa, bir kaçınma biçimidir. Diğer zamanlarda kişi olaydan veya durumdan ne kadar rahatsız olduğunu fark etmez. Bir ihtimal şaşırtıcı bir şekilde, bazen bu olaylar bir terapist tarafından da gözden kaçırılır veya yok sayılır. Bu genellikle terapistin empatiden yoksun olması nedeniyle olmaz, daha ziyade bu deneyimlerin bir kişinin işleyişi için önemi konusundaki anlayış eksikliğinden kaynaklanır.


Küçük "t" travmaların en çok gözden kaçan yönlerinden biri birikmiş etkileridir. Küçük bir "t" travma önemli bir sıkıntıya yol açmasa da, özellikle kısa bir süre içinde birden fazla bileşik küçük "t" travmanın duygusal işlevlerde sıkıntı ve sorunda artışa yol açma olasılığı daha yüksektir. Aslında birçok bireyin psikoterapiye başvurmasının nedeni, küçük "t" travmanın birikmesinden kaynaklanıyor olabilir. Bu travmalar kişinin yaşamı boyunca meydana gelmiş veya yakın geçmişte yoğunlaşmış olabilir.


Büyük "T" Travma Nedir?


Büyük "T" travma bireyin kendisini güçsüz hissetmesine ve çevresinde çok az kontrole sahip olmasına neden olan olağanüstü ve önemli bir olay olarak ayırt edilir. Bu tür olaylar doğal afet, terör saldırısı, cinsel saldırı, muharebe, araba veya uçak kazası olabilir. Çaresizlik aynı zamanda büyük "T" travmaların temel bir faktörüdür ve yaşanan çaresizliğin boyutu küçük "t" travmanın çok ötesindedir. Büyük "T" travmalar, deneyimleyenler ve ayrıca içinde bulundukları duruma aşina olanlar tarafından daha kolay tespit edilir.


Kaçınma, büyük "T" travmalarıyla çok daha farklı bir biçim alır. Birey, kaçınma olarak sınıflandırılan eylemlere daha açık ve kararlı bir şekilde girme eğilimindedir. Müfettişlerin telefon görüşmelerinden kasıtlı olarak kaçınabilir, askeri üniformalarını ve hatıralarını tavan arasına gömerler veya kalabalık yerlerden kaçınabilirler. Küçük "t" travmalarla ortaya çıkan daha pasif kaçınma hareketlerinin aksine, onların sıkıntısını en aza indirme ve travmatik olayın hatırlatıcılarını azaltma girişimleri zaman ve enerji tüketir. Büyük bir "T" travması genellikle ciddi sıkıntıya neden olmak ve bireyin günlük işleyişine müdahale etmek için yeterlidir ve bu etki, kaçınma davranışları ne kadar uzun süre dayanırsa ve tedavi engellenirse yoğunlaşır.


Umut Var!


Çok sayıda küçük "t" travmaya ve hatta bir büyük "T" travmaya katlandıysanız ve bunun yaşamınız üzerindeki etkisinin farkındaysanız, iyi haberler var. Sessizlik içinde acı çekmenize gerek yok, size yardımcı olabilecek tedaviler var. Travma odaklı terapi tipik olarak uzun süreli maruz kalma ve bilişsel işleme terapisi gibi kanıta dayalı tedavilerin yanı sıra, Türkçe açılımı "Göz Hareketleriyle Duyarsızlaştırma ve Yeniden İşleme" olan, güçlü bir psikoterapi yaklaşımı olan EMDR'yi de içerir. Bunlar, travma semptomlarını ve TSSB'yi ortadan kaldırmasa bile azaltabilen etkili ve araştırmaya dayalı tedavilerdir. Travma semptomlarını ve dolayısıyla sıkıntıları azaltmak ve aynı zamanda bireyin yaşam kalitesini artırmak amacıyla kolaylaştırılırlar. Her tedavi oldukça farklıdır ve travmanın anısını hatırlamak ve azaltmak; anıları, düşünceleri, inançları ele almak ve yeniden işlemek gibi stratejileri içerir.


Travmanın hızlı bir çözümü ve tedavisi olmadığı belirtilmelidir.


Bazı bireyler, travmatik hafızanın yaşamları üzerindeki etkisini ortadan kaldırmada başarılı olurken, diğerleri yaşam kalitelerinde önemli iyileşme bildirmiştir.

Her şeye rağmen kesin olan bir şey vardır: Travma masaya yatırıldığında, kaçınma işe yaramıyor. Aksine, en iyi çıkış yolunun her zaman üstesinden gelmek olduğu aşikâr.

İnsanlar Travma Sonrası Aynı Şekilde İyileşmiyor!


Dr. Jeannie DiClementi, Nisan 1999’daki Columbine Lisesi saldırısında kriz danışmanı olarak, sonradan gelişen travmatik birinci elden tanık olmuştu. Saldırıdan saatler ve günler sonra, sadece okulda mahsur kalmış olan öğrenciler için değil, aile bireyleri ve hatta kurbanların komşuları için acil kriz müdahalesinde bulundular.


Takip eden haftalarda ve aylarda, televizyonda gözler önüne serilen olayları izlemiş olan insanlar, tamamı basında şahit oldukları görüntülerle ilgili olan, kabuslar, yüksek endişe, depresyon sebebiyle danışmaya geldi. Bu kişiler sadece Littleton, Colorado’da lisenin çevresindeki alanda yaşayan insanlar değildi, metropolit Denver bölgesinin her yanından gelen insanlardı.


Dr. DiClementi, sonraki birkaç yıl boyunca, Denver’da bir yerel üniversite kampüsünde öğretim görevlisi olarak çalıştı ve pek çok eski Columbine öğrencisi derslerini almıştı. Gençler, okuldan mezun olmuşlardı, ama o günün travmasını asla tamamen atlatamamışlardı. Koridordan gelen ani sesler onları yerinden sıçratıyordu. Bir ders sırasında çalışan yangın alarmı hepsini olmasa da bazılarını panikletmişti.


Bu da normaldir. Herkes travmaya aynı tepkiyi vermez, ya da aynı şekilde ya da belirlenmiş bir sürede iyileşmez. Araştırmalar, travmayı atlatma konusunda, kimin çabuk iyileşip kimin iyileşmeyeceğini gösteren bazı göstergeler ile geniş bir çeşitlilik olduğunu göstermiştir.


Bir insanın başa çıkma yöntemleri, yani olumsuz durumlarla nasıl başa çıktığımız, elbette başa çıkma davranışları olumlu olduğu sürece, insanların kendilerini koruma yollarından biri olabilir. Bunlar, destekleyici bir arkadaş ile konuşmak, bir destek grubuna katılmak, günlük işleri yeniden kurmak ve düzenlemek için zaman tanımayı içerebilir.


Pes etmek, inkar etmek ya da olay hakkında konuşmaktan kaçınmak gibi zayıf başa çıkma yöntemleri, travmayı daha zor atlatma ile ilişkilidir. Bu; süregelen depresyon, anımsamalar, duygusal uyuşma ve ilişkilerde zorluk yaşama gibi olumsuz belirtiler anlamına gelir.


Örneğin eşlerine karşı uzak ve kötü davrandıkları sebebiyle, kurbanların travma sonrası kendilerini boşanma aşamasında bulmaları alışılmadık değildir. Eğer bir kişi depresyon ya da diğer ruh sağlığı meselelerine travmatik olay ortaya çıkmadan evvel meyilli ise, bu, o kişinin travma etkilerini nasıl atlatacağı konusunda etkili olmaktadır.


Yeni Travma, Eski Anıları Geri Getirebilir!


Ek olarak, savaş gazileri gibi önceden travma geçmişine sahip insanlar, yeni travmatik olayların etkilerine daha savunmasızdır. Boston Maratonu saldırısında etkilenen savaş gazileri ile ilgili bir çalışmada, araştırmacılar birçok gazinin savaş deneyimlerini anımsadıklarını, artan endişe, psikolojik uyuşma, kabuslar ve artan öfkeden muzdarip olduğunu görmüştür.


Dr. DiClementi, öğrenciler ve terapi hastalarından, haberlerdeki travmatik olayların kendilerine uzun zaman önce meydana gelmiş olayları aniden hatırlattığına dair hikayeler duyduğunu söylüyor:


"Bir öğrenci, Virginia Teknik Üniversitesi saldırısının basın görüntülerini gördükten sonra, neden aniden yedi yaşındayken gözleri önünde köpeğinin bir araba çarpması sonucu öldüğü zamanı hatırladığını anlayamadığını anlatmıştı. Köpeğinin ölümüne ait anıları sanki bir önceki gün yaşanmış gibi deneyimlediğini söylemişti. Bu görünüşte ilgisiz olan olaylar, onun hafızasında her iki olaya verilen aynı duygusal tepkiler ile bağlantılanmıştı."

İnsanlar Travma ile Nasıl Başa Çıkabilir?


Öyleyse insanlar böyle olayların artetkilerini hafifletip olağan günlük yaşamlarına dönmek için ne yapabilirler? Amerikan Psikoloji Derneği başka insanlarla iletişimde kalmayı, değişimi kabullenmeyi, sorunlarla doğrudan yüzleşmeyi ve kendine dikkat etmeyi öneriyor.


Aynı zamanda, unutmamak gerekir ki insan hiçbir zaman böyle olayları tamamen unutamaz, uzmanlar da bunun bir iyileşme hedefi olduğunu ileri sürmez. Sağlıklı bir iyileşme, olayların korkunç olduğunu bilmeyi, ancak aynı zamanda bu olayların günlük hayatı engellemesine izin vermemeyi kapsar. On sene sonra bir ani ses anlık bir korkuyu tetiklese bile.


Eğer etkiler bunaltıcı hale gelirse insanları, bir uzman yardımı almaları konusunda teşvik etmekteyiz. Bunlar sadece sağduyu ile verilmiş öneriler değil, aynı zamanda onlarca yıllık araştırmalarla destekleniyor.


Unutulmamalı ki, iyileşmek kolay değil, fakat mümkündür ve bu duygusal ve psikolojik tepkiler, olağan dışı durumlara verilen olağan cevaplardır.



Yazar: Elyssa Barbash Ph.D.


Yazı için Evrim Ağacı'na teşekkür ederiz.

23 görüntüleme

Son Paylaşımlar

Hepsini Gör
  • Beynex Instagram
  • Beynex Facebook
  • Beynex LinkedIn

Beyin egzersiz ve takip platformu.

© 2020, Beynex. Tüm hakları saklıdır.

BEYNEX