• Evrim Ağacı

Uyurken "Beynimiz Yıkanıyor"


Uykuya Daldığınızda Kan, Beyin Dokusunu Terk Ediyor ve Yerini Beyin-Omurilik Sıvısı Alıyor!


Boston Üniversitesinde yapılan yeni bir araştırma, bu gece uyuduğunuzda beyninizde hayret verici şeyler yaşanacağını söylüyor. Siz uykudayken, önce nöronlarınız giderek sakinleşecek, birkaç saniye sonrasında kafanızın içerisinde bulunan kan sızmaya başlayacak. Akan kanın yerini beyin-omurilik sıvısı alacak ve beyninizi ritmik, yavaş dalgalarla, baştan sona yıkayacak!


Science dergisinde yayınlanan bu çalışma, beyin-omurilik sıvısının yaymış olduğu ritimleri sergileyebilmesi yönünden bir ilk oldu. Aynı zamanda bahsedilen çalışmadaki devinimlerin, kan dolaşımı ve beyin dalga aktivitesiyle hayli bağlantılı olduğunu söylemeliyiz.

Boston Üniversitesi Mühendislik Bölümü öğretim üyesi, Biyomedikal Mühendisliği ve Nörobilim Sistemleri merkezi üyesi ve aynı zamanda bu çalışmanın yazarlarından biri olan Yardımcı Doçent Doktor Laura Lewis şöyle söylüyor:


"Nöronların elektriksel dalga aktivitesi yaptığını bir süredir biliyorduk; fakat beyin-omurilik sıvısının da elektriksel dalga aktivitesi yaptığını şimdiye kadar fark edememiştik."

Bu çalışma aynı zamanda beyin omurilik sıvısının uyku halinde fotoğraflanabildiği ilk çalışma olması sebebiyle de önemli. Ayrıca Lewis bu çalışmanın ileride otizm ve Alzheimer gibi uyku bozukluğuyla ilişkili çeşitli nörolojik ve psikolojik rahatsızlıkların içyüzünün anlaşılmasına da önderlik edeceğini umuyor.


Hatta kan dolaşımıyla birlikte beyin dalgaları ve beyin omurilik sıvısı, yaşa bağlı olağan bozuklukların bile içyüzünün anlaşılmasını sağlayabilir. Önceki çalışmalardan edinilen bilgiler; beyin-omurilik sıvısının ve yavaş dalga aktivitesinin beynin zararlı, hafızaya zarar veren proteinlerden kurtulmasında rol oynadığını söylüyordu. İnsanlar yaşlandıkça, beyinleri daha yavaş dalgalar üretir. Buna bağlı olarak, beyindeki kan dolaşımı bu durumdan etkilenir, beyin-omurilik sıvısının ritmik atımı düşerek zararlı proteinlerin artmasına ve hafızanın zayıflamasına neden olur. Her ne kadar araştırmacılar, bu süreçleri ayrı ayrı değerlendirmeye çalışsalar da hepsinin birbiriyle bağlantılı olduğu belli oldu.


Lewis ve ekibi, yaşlanmanın kan ve beyin-omurilik sıvısının dolaşımına nasıl etki ettiği hakkındaki araştırmalarını daha ileriye taşımak için, diğer çalışmalarında daha yaşlı kişilerle çalışmayı planladılar. Çalışmada deneye tabi tutulan 13 kişinin hepsi 23-33 yaş aralığındaydı. Aynı zamanda Lewis beyin-omurilik sıvısının görüntülenmesi için uykuya elverişli bir metot bulacaklarını umuyor.


Kafalarına, beyin dalgalarını ölçen elektroensefalografi (EEG) cihazı takılan 13 denekten, inanılmaz gürültülü bir manyetik rezonans cihazının içinde uykuya dalmaları istendi. Laura Lewis gülerek şöyle söylüyor:

"Birçok insan bu çalışmada denek olmak istedi. Çünkü hem uyuyacak hem para kazanacaklardı. Aslında bu düşündükleri kadar kolay bir görev değildi. Teknolojik olarak üst düzeyde ve karmaşık olan ekipmanlarımızın bir diğer özelliği de aşırı gürültü olmasıydı. İnsanlar bu garip atmosferde uyumakta fazlasıyla zorlandı."

Fakat Dr. Lewis, beyin-omurilik sıvısını görüntüleme şansına sahip oldukları için memnuniyet duyuyor. Bu çalışmanın en etkileyici sonuçlarından biri ise kişilerin yalnızca beyin-omurilik sıvılarının birazının dahi incelenmesiyle uykuya daldıklarının anlaşılabilmesi olduğunu söylüyor.

"CSF atımı daha önceden yaşandığını hiç bilmediğimiz bir şeydi. Şimdi bunun beyin-omurilik sıvısı atımı olduğunu biliyoruz ve beynin yalnızca bir bölgesine göz atarak, kişinin içerisinde bulunduğu beyin durumunu okuyabiliyoruz."

Çalışmalarının ilerleyen safhalarında Lewis ve ekibini bekleyen bir muamma daha var: Kan dolaşımının, beyin dalgalarının ve beyin-omurilik sıvısının tamamıyla uyumlu olarak nasıl çalıştığı. Dr. Lewis bu konu üzerine şöyle söylüyor:

"Görüyoruz ki öncelikle nöral değişimler oluyor. Sonra başımızda bulunan kan dışarı sızıyor. Yerini ise beyin-omurilik sıvısının dalgaları alıyor."

Diğer bir açıklama da şöyle: Nöronlar aktivitelerini durdukları zaman, normaldekinden daha az oksijene ihtiyaç duyuyor. Bu vesileyle kan, o bölgeden ayrılıyor. Kan oradan ayrıldığı vakit, beyindeki basınç düşüyor; hemen ardından beyin-omurilik sıvısı kanın yerini alıyor ve basınç düzeyini tekrar güvenli hale getiriyor. Dr. Lewis son olarak şunları söylüyor:

"Elbette bu sadece bir ihtimal. Buradaki süreçlerin biri diğerine mi neden oluyor veya hepsinin olmasını sağlayan başka bir kuvvet mi var? Göreceğiz."

Yazar: Kerry Benson


Yazı için Evrim Ağacı'na teşekkür ederiz.


140 görüntüleme

Son Paylaşımlar

Hepsini Gör
  • Beynex Instagram
  • Beynex Facebook
  • Beynex LinkedIn

Beyin egzersiz ve takip platformu.

© 2020, Beynex. Tüm hakları saklıdır.

BEYNEX